11 Mayıs 2013 Cumartesi

Eski Sevgiliye Kapak Sözler

Eski Sevgiliye Kapak Sözler
Eski Sevgiliye Kapak Sözler



Eski Sevgiliye Kapak Sözler




Eski sevgiliye kapak sözler, ifadesini duyunca şaşırdım, hem de çok şaşırdım ve eski sevgiliye kapak sözler tabiriyle ilgili ufak çaplı bir araştırma yaptım. Bu sonuçları görünce insanımızın tatmin edilmemiş hislerini hangi yollarla doyurmaya çalıştıklarına ve eski sevgiliye kapak sözler bulmak için ne kadar gayret gösterdiklerine şaşırdım.  İşte sonuçlar:

İnternette sadece google arama motorunda her ay 4.400 kişi “eski sevgiliye kapak sözler” ifadesiyle arama yapıyor. Yani eski sevgiliye kapak sözler arıyor.
Ayrıca bu kapak sözlerin güncel ve yeni olmasına da dikkat eden bir grup var ki bunlardan 300’ü “eski sevgiliye kapak sözler 2012” şeklinde arama yapıyor. 2013 şeklinde arama yapanları ise saymadım. Bunlara “eski sevgilime” şeklinde başlayanları da katmadım.

Eski sevgiliye kapak olacak sözler, eski sevgiliye koyucu sözler ve eski sevgiliye küfürlü kapak sözler, şeklindeki aramaları da bu hesaba katmadım.

Bu ve daha söylemeye dilimin varmadığı, dile getirmeye hayâ ettiğim nice sözlerle karşılaştım ki bu sözleri ve bu istatistikleri görünce nutkum tutuldu. Yazımın başında söylediğim gibi çok ama çok şaşırdım. Neden mi?

Bir kere başına eski sıfatını koysak da hala, sevgilim ya da sevgili dediğimiz kişiye kapak söz arama ihtiyacı, hangi tatmin edilmemiş duygudan kaynaklanır acaba, diye düşündüm. Azıcık vefa duygusu kalan bir insan, bunu nasıl yapar, diye sordum kendime. Bir zamanlar, belki de daha düne kadar elini tutup aşk masalları anlattığımız ya da dinlediğimiz, göğsünde veya dizinde uyuduğumuz sevgilimize, şimdilerde kapak sözler arama hissinin ne kadar kaypak ve anlayışsız olduğunu düşündüm. Aklıma eski âşıklar ve sevgililere dair anlatılan vefa dolu hikâyeler geldi sonra. Mesela Kerem ile Aslı.

Bu halk hikâyesinde sevgiliye verilen değer bana tarifi imkânsız bir huzur verirken, modern zamanlarda eski sevgiliye kapak sözler arayan şıpsevdi ve vefasız insanın tavrı, beni hüzne ve acıya boğdu.

Âşık Kerem’i bilirsiniz. Hani sevgilisi Aslı’ya kavuşabilmek adına bin bir türlü acıya katlanan âşık. Hani sevgilisinin kucağına başını koyup da dişini çektireceği zaman, Aslı’yı biraz fazla görebilmek maksadıyla Aslı’nın dişçi olan annesine bütün dişlerini çektiren âşık. Annesi hangi dişini çekeceğiz, diye sordukça Kerem’in şu, şu diyerek Aslı’nın çehresine bakmaya devam ettiği anlatılır. En nihayetinde bütün dişleri çekilen Kerem, artık dişsiz kaldığına değil, Aslı’nın yüzüne bakamayacağına üzülür. Ve sonunda kendi ahı ile yanar kavrulur.

Bu halk hikâyesi çok abartılı, bu kadarı olmaz ki, diye düşünüyorsanız aşkın nelere kadir olduğunu bilmiyor; aşkı hafife alıyorsunuz demektir. Ve genelde hafife aldığımız şeylerin altında ezildiğimizi de unutuyoruz galiba.

İlahi aşkın zirvelerinden biri olan Hz. Ali için de buna benzer bir olay anlatılır. Denir ki bir savaşta ayağına ok batınca bu okları çıkarmaya çalışırlar; ama acı, dayanılmaz olduğu için bunu başaramazlar. En son, namaza durduğumda oku çıkarın, dediği ve oku, namaza durunca rahat bir şekilde çıkarıverdikleri rivayet edilir.

Doğru olup olmadığını bilmiyorum; ama aşkın bir tılsımlı iksir olduğunu anlatması bakımından anlamlı bir anekdot.

Ya da Mevlana ile Şems arasındaki, aşka benzer dostluğu anlatan öyküler…

Şems, Mevlana’yı bırakıp gittiğinde Mevlana yıkılır; aylarca yemeden içmeden kesilir ve bir deri bir kemiğe döner. Günlerden bir gün biri, Mevlana’ya, Şems’i falanca yerde gördüm, der. Mevlana bu müjdeli haberi getiren adama, tüm malını mülkünü verir. Biraz sonra adamın yalan söylemiş olduğu anlaşılır. Bu durumu Mevlana’ya aktaranlar, kendisine, tüm malını bu yalancıya vermekle büyük hata ettin; çünkü sana verdiği müjde, bir yalandan ibaretti, derler. Mevlana bu söze şöyle karşılık verir:

“Bu sözün yalan olduğunu biliyordum; bunun için tüm malımı verdim. Şayet doğru olsaydı canımı verirdim.”

Aşk, ister beşeri olsun ister ilahi, içine girdiği kalbi önce eritir, kül eder; ardından kendi küllerinden doğan Anka gibi yeniden inşa eder. Bu son haliyle kalp, artık üstesinden gelemeyeceği hiçbir acı tanımaz. Dünyanın bütün acıları, âşık için sevgiliden ayrılık acısının yanında devede kulak bile değildir artık. Çünkü aşığın tüm derdi tasası, sevgili olmuştur.

Ama şimdi öyle mi? Geçen gün Facebook’ta bir fotoğrafla karşılaştım. Fotoğrafta kucağında bilgisayar olan yaşlı bir nine şöyle diyordu:

“Nerde eski âşıklar nerde şimdikiler? Artık, Kerem küpeli, Aslı şüpheli.”

Bu fotoğrafı görüp bu yazıyı okuyunca ilkin güldüm, ardından da ağladım. Gülmemin sebebi belli. Ağlamam içinse tek kelime söyleyeceğim: Vefasızlık…

Sonra düşündüm: Hadi eskidiğini iddia ettiğimiz sevgiliye, yani eski sevgiliye kapak sözler aramak, bir yere kadar izah edilebilir bir tutum diyelim; ama ya “sevgiliye kapak sözler” biçimindeki 14.800 aramaya ne buyurursunuz? Bir insan neden hala sevgilisi olduğu kişiye kapak söz arama girişiminde bulunur ki? İnsanın garip olduğunu bilirdim; ama garabetin bu derecesine de pes artık. Bu, garabet olmaktan çıkıp hastalık haline dönen bir durum. Bu rezil illete nereden yakalandık acaba? Eski sevgiliye kapak sözler arama ve bulma gayretkeşliğinden kurtulup ona tatlı anıların penceresinden göz kırpmayı ne zaman öğreneceğiz acaba?


Bir tarafta eski sevgiliye kapak sözler arayışı içinde olan sözde aşık, diğer tarafta ise sevgilisine can sunmayı ömrünün en tatlı hayali bilen vefalı sevgili. Siz hangi gruba giriyorsunuz?

Şuradaki videoyu, eski sevgiliye kapak söz arayan insanlar izlemeli, ben izlerken çok güldüm:





Rüyada Eski Sevgiliyi Görmek adlı yazıma da bakmalısınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aşağıdaki sekmelerden en alttaki "Anonim" kısmını işaretleyerek değerli yorumlarınızla sitemize renk katın. Yapılan yorumlar, yorumu yapan kişinin şahsi düşüncesi olduğu için blog yazarını bağlamaz. Yaptığınız yorumların küfür ve müstehcen içerikli olmamasına dikkat etmenizi rica ederim.