12 Haziran 2013 Çarşamba

Sevgiliden Ayrılmak, Çaresiz Bir Dert midir?

Sevgiliden Ayrilmak
Sevgiliden Ayrilmak

Sevgiliden Ayrılmak, Çaresiz Dert Değil ki


Sevgiliden ayrılmak mı? Telaffuzu bile acı. Hani bazı kelimeler insanın kalbinde düğüm düğüm olur da çözülmez ya. Hani kalbinize bir hüznün tarif edilmez ağırlığının çöktüğünü, çöreklendiğini hissedersini ya. Bir değirmen taşının mini minnacık bir karıncanın sırtına konması gibi, dünyalar dolusu çile ve ayrılık ıstırabının, zarif ve narin kalp odağınıza çökmesi, nasıl bir azaptır, çeken bilir.



Sevgiliden ayrılmak, insanın bu fani dünyada görüp göreceği en çetin birkaç acının başında gelir.

Bundan önceki yazılarımdan birinde rüyada sevgiliden ayrılmak başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Orada, rüyada bile olsa sevgiliden ayrılmanın, aşığı canından edeceğine dair bazı ifadeler kullanmıştım. Bu ayrılık, bir de gerçek dünyada karşımıza dikilirse, dayanılması olanaksız nice acılara giriftar olacağımızı tahmin etmek güç olmaz sanırım.

Evet, sevgiliden ayrılmak, katlanılması güç bir acı, doğru; fakat madem siz nasıl olduysa oldu, sevgiliden ayrılmak denen zehir zemberek acıyı yudumladınız. Öyle ise bu acının detaylarından değil de bu dertten kurtulma yollarından bahsetmemiz gerekli artık.

Bu zehri içenlerin bilmesi gereken; fakat her seferinde gözden kaçan çok önemli bir hususu dile getirmem gerekiyor. Şöyle ki:

Âşık, âşık olduğu süre boyunca sevgilisini, mukaddes bir tanrıça veya kutsal bir tanrı gibi takdis eder. Adeta önünde secdelere kapanır ve nazarında hiçbir eksiği gediği olmayan, dört başı mamur bu ilaheye perestiş eder gibi sevgilisine sevgi besler. Ne zaman ki aşkı eski gücünü yitirmeye başlar, işte o zaman çözülme süreci, ufak adımlarla da olsa kendini gösterir. Bu sürecin sonunda, ilkin kelimelerin tarifinde yetersiz kaldığı sevgili, basitleşir, sıradanlaşır ve normale döner.

Aşkın bittiği bu nokta, ilk acının da kalbimize ekildiği demdir. Bu noktaya dikkat etmemiz gerekir. Yoksa…

Aşk Bitince

Bu konuda bir hikâye anlatılır, anlatayım:

Dünyanın ezelden ebede değişmeyen ve değişmeyecek olan yasalarından biri olan “aşk tohumu” yine iki insanın kalbine düşer. Bu insanlardan biri Fırat nehrinin bir yakasında, öbürü, diğer yakasındadır. Âşıklardan erkek olanı, sevgilisini görmek için her gün bu azgın nehri yüzer, sevgilisiyle buluşur, hoş sohbetler ettikten sonra vedalaşır, döner gidermiş. Bu durum, uzunca bir süre böyle devam etmiş.

Nihayet bir gün âşık, Fırat’ın bir yakasından öbür yakasına geçip sevgilisiyle sohbet ettikten sonra, şu ana kadar hiç fark etmediği bir şeyle karşılaşmış ve bunu dile getirmiş:

“Aaa! Senin bir gözün kör müydü?” demiş kıza. Kız, sevgilisine şöyle karşılık vermiş:

“Şu ana kadar bana aşkla ve aşkın hataları örten tılsımıyla baktığın için bendeki kusuru görmüyordun; ama bugün artık, aşkın tılsımıyla değil gerçeğin gözlüğüyle baktığın için bir gözümün kör olduğunu fark ettin. Sakın ayrıldıktan sonra Fırat’ı geçeyim deme, boğulursun.”

Sevgilisinin bu ikazına kulak asmayan delikanlı daha önce yüzlerce kez aştığı Fırat’ın azgın sularına bu kez, boyun eğmek zorunda kalmış, boğulup azgın sulara karışmış. Meğerki delikanlı, yüzme bilmediği halde, aşkının gücüyle suları selleri aşıp geçermiş de en sonunda aşk iflas edince güç de yenilgiyi kabullenmiş.

Bu hikâyeden hangi hisseyi çıkarabiliriz? Birçok hisse çıkarılabilecek bu kıssadan biz konumuzla ilgili olarak şöyle bir mana çıkarabiliriz:

Sevgilimiz, ilkin gözümüze bulunmaz Hint kumaşı gibi görünür de ona alışınca hatalarını görmeye başlar ve ondan soğuruz. Bu da ilişkimizin idam fermanı olur. Hâlbuki ilişkimizin idam fermanına imza atmak ve birlikteliğimizi idama mahkûm etmek zorunda değiliz. Nasıl mı? Denge ile…

Sevgiliden ayrılmak sürecinde karşı tarafın kusurlarını, eksiklerini, hatalarını abartma gibi bir yanlışa düşeriz genelde. Oysa doğru olan, ne pireyi deve yapıp onu olduğundan çok fazla yüceltmektir ne de deveyi pire yapıp sevgilimizi hafife almaktır. İkisi de yanlış bir tutum ve iki durumda da sevgiliden ayrılık kaçınılmaz olacaktır.

Doğru olan tutum şudur: Sevgilimiz de bir insandır ve beşer şaşar.

Peki, tüm bunlara rağmen sevgiliden ayrılmak gibi bir sonla veya sonun başlangıcıyla karşı karşıya geldiysek ne yapmalıyız?


Bu sorunun cevabı, çok fazla açıklama ve izah gerektirir. Fakat bu açıklamalar olmadan da sevgiliye tekrar kavuşmak için bilmemiz gereken bilgilerden mahrum kalırız. İyisi mi bu izahları tüm detaylarıyla bulabileceğiniz şu esere bir göz atın. Bu eseri okuduktan sonra bana dua edeceğinizi umuyorum. Çünkü mükemmel bir birikim ve deneyimle yazılan bu eserde kadınlarla veya erkeklerle duygusal ilişkiye girmenin tüm ince noktalarını bütün detaylarıyla okuyup hayretler içinde kalacaksınız. Tavsiyemdir, demedi demeyin…

Şu yazılarıma da bakmanızda fayda var:

Aşk Acısı Nasıl Geçer

Aşk Acısı Nasıl Unutulur?



İlgili Kelimeler: Sevgiliden Ayrılmak, Rüyada Sevgiliden Ayrılmak, Sevdiğinden Ayrılmak, Sevgiliden Soğumak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Aşağıdaki sekmelerden en alttaki "Anonim" kısmını işaretleyerek veya "Adı/URL" kısmına tıklayıp isminizi yazarak değerli yorumlarınızla sitemize renk katın. Yapılan yorumlar, yorumu yapan kişinin şahsi düşüncesi olduğu için blog yazarını bağlamaz. Yaptığınız yorumların küfür ve müstehcen içerikli olmamasına dikkat etmenizi rica ederim.