1.09.2013

Hakkımda



Bana Dair
Bu resim bana ait değil.
Bana Dair, Hakkımda

Aslında bir insanın kendinden söz etmesi bana her zaman garip gelmiştir. Hani kerameti kendinden menkul şeyhler olurmuş ya. Dervişlerine, kerametlerini anlatan bu şeyhlerin tek şahidi yine kendileri olurmuş. İşte ben de kendime dair bir şeyler karalarken, o sahte şeyhlerin durumuna düşmemek için kendi kerametlerimden değil zaaflarımdan ve eksik yönlerimden bahsetmek istiyorum.

Çünkü hayatım boyunca insana dair gördüğüm en belirgin gerçek insanın zayıf ve aciz bir tabiata sahip olduğu gerçeğidir. Ben de sıradan bir insan olduğum için haliyle zaaflar ve acizliklerle doluyum.

Bir insanın tüm zaafları, reziletleri ve meziyetleri ile bir bütün olduğu gerçeğini bir tarafa bırakıp zaafları konusuna devam edecek olursak yurdunu kaybeden insanın ne kadar kötü ve vahim bir duruma düştüğünü herkes bilir.

Eğer, gerçekten insan insanın yurdu ise (ki buna bütün kalbimle inanıyorum) yurdunu kaybeden insanın ne kadar zelil ve perişan olacağını söylemeye gerek bile yok.

Bu yurt bazen baba, bazen anne, bazen kardeş ve kimileyin de sevgilidir. Hepsinin hayatımızda farklı yerleri olmasına rağmen sevgili hasretinin hepsinden acı ve yakıcı olduğunu bu siteyi inceleyen herkes bilir.

Eski sevgiliden ayrılmak, katışıksız bir gurbettir bu yüzden. Yurdunu kaybeden ve koyu bir gurbete düşen bir insan, ümitsizliğin ışıksız duvarlarına çarpa çarpa ya helak olur ya da yürüyen bir cenazeye döner.

Bunu, kendi yurdumu kaybettiğim zaman anladım. Öyle bir acının girdabına düştüm ki topyekün zaman ve mekan gözümde kayboldu; ilkin nefes almak dışında bütün hayati fonksiyonlarımı yitirdim. Sonra biraz biraz kendime geldim. Bu duruma neden düştüğümü birkaç yazımda anlatmıştım.

Özetleyeyim: Yıllarca birlikte olduğum sevgilimi kaybetmiş, ardından, yeniden kazanmıştım. Bu kazanç, bana sınırsız bir hazinenin kapılarını aralamıştı adeta. Fakat mutluluğum çok uzun sürmedi. Eski sevgilimi bir trafik kazasında yitirince yine eski hal-i pür melalime döndüm. İçime kapanıp kabuğuma çekildim.

Bu durum bayağı devam etti, en sonunda az biraz toparlandım, kendime gelmeye başladım.

İnsan, hayata anlam katabildiği ve diğer insanların da hayatını anlamlandırmasına yardımcı olabildiği kadar insandır bence. Yüzlerce tanımı yapılabilecek insanla ilgili "Her tanımlama bir sınırlamadır." diyerek insana dair her şeyi, iyisiyle kötüsüyle her şeyi işlemeyi ve irdelemeyi düşünen bir insanım.

Anlattıklarım ve anlatacaklarım: "Ne gülüyorsunuz? Anlattığım sizin hikayeniz." diyen Horatius gibi, esasında sizi anlatıyor. Sizi, yani insanı... Eski sevgilim ve edebiyatla ilgili hususlar belli başlı ilgi alanlarım...

Ben bir edebiyat ve felsefe tutkunuyum, edebiyatın çetrefil sokaklarında da felsefenin muamma ve sır dolu caddelerinde de çok dolaştım. Bundan sonra da Hak nasip ederse dolaşmaya kararlıyım.


Özetle ben, fikir işçiliği gibi büyük bir iddiayla yola çıkmış sıradan bir insanım. Ve her sıradan insan gibi yanlış düşüncelerim, kırılgan duygularım var. Ama bir meziyetimi de dile getirmem gerekir ki hiçbir zaman yanlışta ısrar edip ayak diremedim.

Yanlışın karanlık atmosferi beni hep aydınlığın ferah koridorlarına sevk etti. Bu açıdan bu blogda fark ettiğiniz herhangi bir yanlış düşüncemle karşılaşırsanız bana bu durumu bildirmenizi isterim.

Şimdi, bana hayatımın belli bir dönemecinde can simidi olan bu güzel kitapla tanışmak isteyenler buraya tıklayıp açılan sayfaya ve yapılan yorumlara bir göz atsınlar. Kitaba göz atanlar, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaklardır.

Not: Bana dair bilmen gereken bir husus daha var: Birçok yazar ve şairin kendi adı dışında değişik isimler kullanması gibi ben de "Meltem Nesim" takma adını kullanmayı tercih ettim. Dediğim gibi bu, bir tercih meselesi. Açıkçası kendimi ön plana çıkarmak ve popüler olmayı istemiyorum. Bunun yanı sıra takma ad (müstear) kullanmam için başka sebeplerim, başka endişelerim de var.

Peyami Safa'nın Server Bedi müstearını, Kemal Sadık Göğceli'nin Yaşar Kemal takma adını kullanması veya Mehmet bin Süleyman'ın Fuzuli mahlasıyla yazması gibi eski şairlerimizin çoğu "mahlas" adı altında takma adlar kullanmışlardır. Beni de şair tabiatlı bir insan saymanızı ve mahlas kullanmamı hoş görmenizi isterim. Hepinizi çok seviyorum, cancağızlarım benim.

Madem bu kadar kendimden bahsettim. Sevdiğim bir parçayı da paylaşayım o halde:



Sağlıcakla...

İlgili Kelimeler: Bana Dair, Eski Sevgilim, Hakkımda, Eski Sevgili

14 yorum:

  1. Merhaba:)
    O sorduğunuz ayarlamayı ben yapmadım ,bir arkadaşım yapmıştı epey uzun zaman önce ama nasıl yapıldığına dair bir açıklamanın olduğu bir blog var onun linkini bulunca size veririm.
    Hayırlı,huzurlu nice yıllara:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Meliha Hanım, size de hayırlı, sağlıklı ve mutlu yıllar dilerim...

      Sil
  2. Merhaba Meltem Hanım! Bloguma giremediğizi belirttiğiniz mesaj ve Adnan Bey'in yazılarına yazdığınız yorumlar neticesinde, blogunuza girmek istedim. Ve ben girebildim :-)
    Şunu belirtmek isterim ki kategorilerinizi görünce, küçük bir hayal kırıklığı yaşadım. Ancak kategorilerden önce Hakkımda sayfanıza göz atmayı daha uygun buldum. Kendinizle ilgili yazdığınız yazıyı okuyunca da, kategorileriniz yüzünden çok daha büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Türkçeyi bu denli düzgün kullanan, yazısı okunduğunda huzur hissi veren ve en önemlisi, bir edebiyat ve felsefe tutkunu olan birinin, bu kategorilerde yazması kabul edilelemezdi benim için.
    Nihayet kabus bitti ve kategorilerinize geçtim. Yazılarınıza göz attım ve gerçekten çok mutlu oldum. Yalan-yanlış büyü, sihir duaları beklerken, okudum yazılar ruh halimi 180 derece döndürdü.
    Bugüne kadar incelediğim bloglarda, Türkçenin bu kadar güzel ve akıcı kullanıldığını görmemiştim.
    Aynı zamanda dahiyane bir şekilde açtığınız blog ve insanları saçmasapan hurafelerden uzak tutmaya çalıştığınız için sizi tebrik ederim. Başarılar dilerim, yolunuz açık olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de samimiyetiniz ve iyi niyetiniz için teşekkür ederim size Rıdvan Bey. Sizin gibi değerli dostların yapılan iyi işleri takdir etmesi, yeri geldiğinde de yapıcı eleştirilerle teşvik etmesi, insanın şevkine şevk katıyor açıkçası. Ne yalan söyleyeyim, yorumunuz beni onore etti.

      Rıdvan Bey, kendime bir blog açmayı düşündüğümde ilkin açılan bloglarda kullanılan Türlçeye baktım. Türkçenin hoyratça kullanıldığına tanıklık edince de kendi kendime bir karar verdim: Türkçe, ağzımda annemin sütü gibidir, diyen büyük şairin güzel yolunu takip etmeliyim.

      Ha bu arada ve bu bağlamda, Türkçem benim ses bayrağım, diyen büyük destan şairimizi de unutmayalım.

      Hasılı, Türkçenin bir nebze de olsa aslına uygun kullanılmasını kendime şiar edinerek yola koyuldum. Bu çerçevede yazım ve noktalama konusunda da hassasiyetimi korumaya çalışıyorum.

      Bir eksiğim var, büyük bir eksik, söylemeden geçemeyeceğim: Satış ortaklığı yapıyorum.

      Satış ortaklığı yapmak, bir kusur olarak algılanmayabilir; fakat ben böyle görüyorum. Bunu da güzel dinimize sonradan sokulan hurafeler ve bidatlarla savaşarak telafi etmeye çalışıyorum. Çok mantıklı gelmese de şimdilik yapabildiğim bu kadar.

      Tekrar teşekkür ederim, sağlıcakla kalın efendim...

      Not: Blogunuzu takipteyim.

      Sil
  3. Yanıtınızın geneline yorum yapmak isterdim; ancak ben satış ortaklığı kısmına odaklanmış durumdayım. Şahsen ben; satış ortaklığı veya reklamı yapılan ürünlerin genel ahlak kurallarına, insan sağlığına zararlı olmadığı müddetçe, blog yazarları için etik olduğuna inanıyorum. Anormal bir ürünün satış ortaklığını yapmadığınız müddetçe içiniz rahat olsun. Bunu bir ticaret olarak düşünün. Ticaretin de peygamberimiz tarafından tavsiye edilen bir kazanç şekli olarak hatırlayın.
    Gönül isterdi ki bloglarımızı sadece insanların yararı için açaydık. Reklamlarla, satış ortaklıklarıyla uğraşmayaydık; ancak ortada bir emek var. Bloglarımıza ayırdığımız zaman yüzünde; eş-dost, çoluk-çocuk ve en önemlisi kendimizden kıstığımız değerli zamanlarımız var. Elbette bu dünya için de getirisi olmalı yaptıklarımızın.
    Buna rağmen içimiz hiçbir zaman rahat olmayacaktır. Örneğin ben bir eğitimciyim ve kendi alanımla ilgili yazdığım yazılarda çok daha iyi olduğumu görüyor, yazdıklarımdan mutlu oluyorum. Aynı zamanda çoğu defa yorumlarla dönüt aldığımda, ektiğim tohumların meyvesini topladığımı düşünerek başka bir sevinç yaşıyorum.
    Ancak maalesef o bahsettiğiniz zaaf bende de var. Hatta öyle bir zaaf ki blog yazmaya devam etmenin belki de %50'sini oluşturan bir zaaf. Blogdan para kazanma zaafı...
    Blog açmayı, bir seminer neticesinde öğrendim. Seminer esnasında, bize açtırdıkları blog olduğu gibi kaldıysa da sonrasında farklı bir blog açmayı düşündüm. O zamanlar gerçekten de satış ortaklığı, adsense gibi durumlarla ilgili hiç bilgim yoktu. Sonradan bloglardan para kazanıldığını duyunca da yazmaya başladım.
    Sadece kendi alanımda yazmayı çok isterdim; ancak maalesef benim çok faydalı bulduğum içerikler, Adsense tarafından değersiz bulundu. Sağ olsunlar, bunu maillerinde de açıkça ifade ettiler.
    Ustalardan aldığım ''Adsense, bu yazılarla kabul etmez, reklam verilebilecek konulara odaklan!'' tavsiyeleri üzerine, hiç de uzmanı olmadığım giyim, bakım gibi konularda yazmaya başladım. Bu tür yazılarım da zaten permeperişan bir halde.
    Anlayacağınız sadece para kazanmak için, çizmeyi bile aştık. Ben bugüne kadar, resmi organizasyonlar dışında reklam yayınlamayan bir site veya blog görmedim. (Yayınla(ya)mayanlar ayrı; yani ben :-) ) Başkalarının yanlışları, ki düşünmüyorum, bizi de yanlış yapmaya sürmez tabi; ama biz de topraktanız sonuçta. Elbette zaaflarımız, hatalarımız olacak. Zaten olmasa anormal olurdu.
    Kaldı ki sizin durumunuz apayrı bir şey. Yazılarınızda kategorilere uygun dualar vermiş olsaydınız, ben zaten şuanda buraya yorum yazmıyor olacaktım. O zaman içiniz gerçekten de hiç rahat olmamalıydı. Yalnız siz, saçma bir arayış içinde olan insanlara doğruyu telkin etmeye çalışıyor ve çok daha güzel bir şeye yönlendirmeye çalışıyorsunuz. Öyle bir ürüne yönlendirme yapmadan, anlatmak istediklerinizi anlatmaya çalışsaydınız inanın ki yazdıklarınızı kimse kale (düzeltme işareti için özür :-) ) almayacak ve soluğu başka bir hurafe sitesinde alacaktı.
    Satışı gerçekleştirilen her ürün için kendinizle gurur duyun ve çok hayırlı bir iş yaptığınızı kendinize kabullendirin.
    Aynı zamanda domain masrafları, internet masrafları ve tabi ki en önemlisi zaman harcamalarımız için böyle bir durumun yaşanması gayet normal ve etiktir. İçiniz rahat olsun. Fırsat buldukça yazılarınız ben de takip edeceğim. Hayırlı günler ve bol kazançlar :-) dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rıdvan Bey, geri bildiriminiz beni gerçekten çok sevindirdi. Olaya bu şekilde de bakılabileceğini görmem, hem ufkumu açtı hem de daha iyi yazılar yazmam için beni motive etti. Değerli görüşleriniz için size can u gönülden şükranlarımı sunarım. Ufak bir yorumla dahi olsa yapılan iyi bir işin teşvik edilmesi, emr-i bi'l-maruf kapsamında değerlendirilmeli bence de. Tekrar tekrar teşekkür ederim efendim. Sağlıcakla...

      Sil
  4. hocam sitenizdeki yazılardan direk kaynak bellirterek alma sansım varmı cok güzel sözcükler yazıyorsunuz cok duygulandım sitemde yayınlayayım. izin verirseniz saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabi ki alabilirsiniz kaynak göstererek. Ama lütfen çok fazla almayalım; çünkü bir yayının birden fazla sitede olması iki siteye de zarar verir sonuçta. Ayrıca iyi niyetiniz için tekrar teşekkür ederim, sağlıcakla Emre Bey.

      Sil
    2. Unutmadan, sözünü ettiğim yazının linki şu: http://www.eskisevgilim.net/2013/12/eski-sevgili-nasil-elde-edilir.html

      Sil
  5. Selamlar Meltem hanım, Bir sitede kopyalanan yorumlarınızı görmüştüm Aşk büyüsü kitabı hakkında, bu konuyu bulmaya calısıyorum yorumları okumak icin yardımcı olabilirmisiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Burcu, o yorumların bir kısmını ben de gördüm. O yazıdaki yorumların bir kısmı benim siteden alındığı halde bir kısmı da başka siteden alınmış olmalı. Çünkü bana ait değil. Dolayısıyla bana gelen yorumlar dışındaki yorumlara temkinli davranmanızı tavsiye ederim.

      Ben kendi sayfamdaki yazıyı kaldırdığım için yorumlar da silindi Fakat şu sayfada bazı yorumları okuyabilirsiniz: Aşk Büyüleri Kitabı

      Son bir uyarı: Ben büyü kitabını tavsiye etmiyorum; çünkü büyüyle birini elde etmeye çalışmak doğru değil. Sağlıcakla...

      Sil
  6. Adsız19:28

    Değişik işler

    YanıtlaSil
  7. Adsız01:05

    Meltem hanım haftalarda sizin mail adresinizi blmaya çalışıyorum lurfen size ulasabilecegim bir iletişim verebilir misin çok acilll

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bana şuradan ulaşabilirsiniz: meltemnesim34@gmail.com

      Sil

Aşağıdaki sekmelerden en alttaki "Anonim" kısmını işaretleyerek veya "Adı/URL" kısmına tıklayıp isminizi yazarak değerli yorumlarınızla sitemize renk katın. Yapılan yorumlar, yorumu yapan kişinin şahsi düşüncesi olduğu için blog yazarını bağlamaz. Yaptığınız yorumların küfür ve müstehcen içerikli olmamasına dikkat etmenizi rica ederim.